|
"Lezzet" kelimesi sanırım yer yüzündeki en evrensel
kavramlardan biridir. Ayrı ülkelere, ayrı ırklara, ayrı dillere ve ayrı
yemek kültürlerine sahip insanlar tek bir lezzet konusunda hemfikir
olabilir ve aynı tadı hissettiklerini belirtebilirler. İşte bu durum
bizlere lezzet kelimesinin evrenselliğini açıklamaya fazlasıyla
yetmektedir. Lezzet her ne kadar göreceli bir kavram gibi düşünülse
de kişiden kişiye değişmesine rağmen, çoğunluk tarafından hep ortak bir
görüş oluşmaktadır.
Acı bir biber Almanya'da acı, ama Çin'de tatlı olamaz yada yer yüzünde
hiç kimse sütlü bir çikolata için acı diyemez. Elbette lezzet ve tat
ayrı kavramlar olmakla birlikte birbiri ile yakından ilişkilidir. Lezzeti
ancak tadarak keşfedebiliriz, tattığımız şeyin lezzeti alışageldiğimiz
yemek ve beslenme kültürüne göre farklı şekilde algılanabilir. Acılı
bir et yemeği acıya alışkın biri için çok lezzetli olabileceği gibi
acı sevmeyen birisi için çok berbat olabilmektedir. Lezzet doğuştan
gelen bir özelliğimiz değildir, doğumdan itibaren başlayarak hayatımız
boyunca tükettiğimiz yiyeceklerin bileşkesidir lezzet. Ömrü boyunca
hiç bakla yememiş bir insana bu yemek oldukça lezzetsiz gelebilir ancak
çocukluk döneminden beri bu sebzeyi tüketerek büyümüş bir yetişkin çok
büyük keyif alarak yiyebilir bu yemeği. Demek ki lezzet kavramı kişinin
beslenme tarzıyla doğrudan ilişkilidir diyebiliriz. Daha önce hiç
tadına bakmamış olsak dahi sürekli tükettiğimiz besinlerin karışımından
oluşan yeni bir yemek bize çok lezzetli gelebilir, ancak daha önce hiç
tüketmediğimiz besinlerden oluşan bir yemeği lezzetli sayabilmemiz için
yemeği oluşturan besinlerin yemek kültürümüzde yer alan besinler zincirine
benzer tatlar içermesi gerekmektedir. Aksi halde büyük ihtimalle böyle
bir yemeği tadına bakar bakmaz yemek istemeyebiliriz.
Lezzet kavramı aslında hayatımızda önemli zevklerden biridir aynı zamanda,
beslenmek bizler için her ne kadar bir ihtiyaç olsada bu ihtiyacı elimizden
geldiğince süsleyerek keyifli bir hale getiririz çoğunlukla. Sofraya
sadece doymak için değil sevdiğimiz, keyif aldığımız, lezzetine doyamadığımız
yemekleri yemek için otururuz. Lezzetli bir yemeğin keyfi uzun süre
unutulmaz insana mutluluk verir. Tadı damağımda kaldı sözü aslında o
yemeğin bizim için ne kadar lezzetli ve keyif verici olduğunun bir özetidir.
Bir yemeğin keyfine varabilmek ve lezzetine lezzet katabilmek için iki
aşama gereklidir. Birincisi yemeğin hazırlanışı sırasında yemeğe verilen
önem ve özendir, bir yemeği alel acele birilerini sadece doyurmak için
hazırlamakla yemeği tüketecek kişilerin beğenisini kazanıp onlara ziyafet
vermek için hazırlamak arasında dünyalar kadar fark vardır. Bir diğer
unsu ise yemeğin tüketildiği sofra ortamıdır ayak üstü atıştırmak ile
ailece hep birlikte yenilen yemek arasında da bariz farklılıklar vardır,
yemeği masada hep birlikte, sohbet ederek ağır ağır tüketmek yemeğe
ayrı bir lezzet katacaktır.
Soyut bir kavram olmasına rağmen hayatımızda bu kadar özel bir yere
sahip olan lezzet, tarih boyunca kitaplara konu olmuş hatta o kadar
ileri gitmiş ki gurmelik mesleği gibi bir meslek doğmuştur. Krallar,
padişahlar, devlet adamları, lezzet düşkünü zenginler kendi damak zevklerine
özel yemekler yapılması için özel gurmeler tutmuşlar ve bu kişiler lezzet
ustaları olarak tarihteki yerlerini almışlardır. Lezzetli yemek yapabilmek
bir sanattır, yemek yapan herkes lezzetli bir yemek yapabilmenin mutluluğunu,
yemek yiyen herkes de lezzetli bir yemek yemenin mutluluğunu yaşamak
ister.
|